Fabrikada çalışıyoruz, çay istirahinde birkaç arkadaş eski Avlardan anlatıp eğleniyoruz. Malum sezon kapalı kanımız kaynıyor. Habire atıyor tutuyoruz laf gel di dolaştı domuz avında takıldı. Benim keklik avından sonra en sevdiğim av domuz avıdır. Bazı domuz avlarını anlatırken kendimden geçtiğim arkadaşlarımca hala söylenir.
Fabrikadan arkadaşım Hazer DÜZMEZKALENDER babasının köyde kılçıksız buğday ektiğini hergün domuz kovaladığını madem öyle gidip bekleye bileceğimizi söyledi. Kabul ettim yine fabrikadan arkadaşım Metin ALİŞOĞLU, HAZER, ÜMİT ve bendeniz anlaştık. Cumartesi akşamı gidip tarlayı birkaç noktadan bekleyip Pazar öğleden sonra dönmeyi planladık.
Cumartesi günü toplanıp yola çıktık. Köyde bizi Hazer in kardeşi Zafer karşıladı. Da ha sonra da kahveden babası İbrahim amca bize katıldı. Ben daha önce İbrahim amca ile domuz zafer ile de balık avı yapmıştım. Avlak olarak son derece güzel bir mera. Maalesef yabancı avcılarda buraları talan etmekte geç kalmamış. Biraz sohbet ettik amacımızı anlattık ama İbrahim amcanın yüzündeki ( Bunlar sabaha kalmaz üşüyüp gece geri dönerler) tebessümü hiç unutamam.

Biz bekleyeceğimiz yeri keşif için geç olmadan yola koyulduk. Buğday tarlası ve tarladaki izleri inceledik hakikaten tarlaya zarar vermişler. Tarladan uzak bir noktada ateş yakıp yanımızda getirdiğimiz sucukları pişirdik. Tadı unutulmaz, kendimize nefis bir ziyafet çektik. Hazer ve Metin e son sigaralarını içmelerini söyledim. Arabada gelirkende üzerimize koku sinmesin diye kimseye sigara içirmedim. Koku ve kamuflar domuz avının en önemli faktörlerindendir. Onlar sigaralarını içerken üzerimi değiştirdim domuzun kokumu almaması için özel tekniklerim vardır onları uyguladım. Çok güzel bir kamuflaj hazırladım ardıç ve meşe karışımı gümeme girdim. Aslında beki tek başıma yapmayı severim. Olması gerekende odur. Çünkü iki kişi mutlaka konuşur, hareket eder, kıpırdar, ses yapar. Fakat Ümit in silahı yok o kamera çekmeye geldi. Hazer ve Metin tek başına durmayacaklarını söylediler. Ümit te onlarla gitse seyreyle muhabbeti.
Beklemeye başladık hava karardı av ışığı her yeri görmemizi sağlıyordu. Ormandaki sessizlik huzurla beraber korkuyuda yanında getiriyor.tarlanın diğer ucundan bir ses gelmeye başladı bazen duyuluyor bazense duyulmuyor. Acaba ne sesi saat 23:30 ses yavaş yavaş yaklaşıyor Ümit te duydu gözleri fal taşı gibi sesin sahibini arıyor. Ay dağın arkasına battı her yer karanlık ses yaklaştıkça ben tek bir domuz geldiğini anladım. Başakları koparıyor, çiğniyor sonrada tükürüyor. Hiçbirşeyden habersiz yaklaşıyor. Taminen 25 ile 40 metre arasında bir mesafede olmalı. Başakları çiğnerken artık diş sesleri bile duyuluyor. Tüfeğimde bir ışık sistemi var diğer arkadaşlarımında bu sesleri duymuş olmasını umarak Ümit e baktım, o da bana tamam şimdi edası ile kafa salladı. Hiç ses çıkarmadan oturduğum sandalyeden kalktım. Sesin geldiği yöne doğru dönüp tüfeğimin ışığını havaya doğru yaktım. Silahımı yavaşça indirdim 25 -30 metre ileride bir şey kafasını kaldırıp bana baktığında artık onun için çok geçti. Tetiği ezmeye başladım bile silah patladı ve ışığı gezdirdiğimde domuzu bir daha göremedim. Vuruldu ışığı söndürüp yere oturdum ve dinlemeye başladım. Ümit heyecanlı iki dakika sonra Hazer ve Metin lambalar ellerinde tarayarak geliyorlar. Hazer “abi ne oldu neye attın” diye sordu. Biz güldük koca domuzu duymadınızmı dedik. Ama ne gezer bizim avcılar uyumuşlar. (da ha sonradan itiraf ettiler). Bunlar ne vurduğumuzu merak ederek ateş ettiğim yöne doğru ilerlediler.oğlum dikkatli olun kalkar bak demeğe kalmadı hayvan can havli ile bir kalktı ki biz çil yavrusu gibi dağıldık. Projektör tutan Ümit te kaçınca heryer birden karardı domuz kimi kovalıyor, kim nereye kaçıyor belli değil. Hazer bilek kalınlığındaki ağaca tırmanmış, Ümit yolu atlamış, Metin meşelerin arkasında, bende meşeleri yarıp geçtim. Tüfeğin namlusunu arkama çevirdiğimde domuz dibime kadar gelmiş o heyecan ile tekrar ezdim tetiği. Domuz alnından aldı kurşunu ve yere yığıldı. Ben kaçmaya devam ettim çünkü tüfeğimde başka kursun kalmadı. Domuz gelmeye devam ederse süngü savaşı yapacağız artık
İnsan ürkmesi hiçbirşeye benzemez derler ya, çok doğruymuş. Meşelikler nasıl yarılırmış o zaman öğrendim. Hele Hazer sen karanlıkta nasıl çıktın o ağaca, yok yok fidana tekrar gümelere girdik herkes kendi yaptığına gülüyor. Yaklaşık bir saat sonra bir tek daha geldi ama onu amatörce davranıp vuramadık.
Sabah köye inip domuz vurduğumuzu söyleyince İbrahim amca bizi bayağı övdü “ben sizi gece domuz vuramadan gece dönerdiniz diye düşünüyordum”dedi. Domuz kovaladı deyince epey gülüp gırgıra aldı bizi. Hele Hazer e sen ağaca nasıl cıktın o ağaç seni nasıl taşıdı deyip dalga geçti. Sağolsun Anneside bize çok güzel bir kahvaltı hazırlamış. Gerçi her gittiğimizde bize o kadar güzel yemekler yapıyor ki, elleri dert görmesin. Yiyip içtik güzel av muhabbetleri ettik ve dönüş vakti geldi çattı. Bir dahaki avda görüşmek ümidi ile vedalaşıp ayrıldık. Güzel bir av gününü daha anılarımıza eklemiş olduk.
Avcının eli bol, gönlü tok olurmuş
Evinin, eşininde öyle…
Haluk ÇETİNTAŞ
7966 - Yazının toplam okunma sayısı
















